Anasayfa | Arşiv | İletişim | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suzan Samancı

Roj Tv neden Türkiye'den yayın yapmasın

Okunma  Yazar : Suzan Samancı
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 150
Tarih  Tarih : 15 Mart 2010 13:01

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Politik cambazlar ip üstünde oldukça iyi oynuyor, oynarken öncesini ve sonrasını bilen sokratik kurnazlar da iyi manevra yapıyor. Siyasi gündemi iyi izleyen bir okur bile Ermeni soykırım yasa tasarısının alt komiteden geçişiyle, Roj Tv’ye yapılan baskının ve tutuklanan Kürt siyasetçilerin tesadüf olmadığını çok iyi bilir. Türkiye tehdit edilip baskı altında tutulurken, Belçika ve diğer Avrupa ülkelerinin Kürtlere yaptığı hukuksuz uygulamalarla Türkiye’nin başı okşanıyor. Yaz aylarında yaratılan “Açılım”ın birden kapanım olması, KKC operasyonları, Dicle Üniversitesi ve diğer üniversitelerdeki Kürt öğrencilerin ve taş atan çocukların tutuklanmasıyla Kürtlerin iradesi, tercihleri hiçe sayıldığı gibi, muhatap alınmak da istenmiyor. Oysa gerçek anlamda bir çözüm söz konusuysa, geçmişle yüzleşmekten korkulmaz, muhatap alınmaktan da...

İlk Kürt Tv’si olan MED Tv 1995’e kuruldu, neden dışarıda kuruldu da Türkiye’de değil? Kürtçe televizyon kurma özgürlüğü olsaydı, çoğulcu bir demokrasi yaşansaydı bugün ne devletin içinde böylesine çeteleşme ve gladyolaşma oluşurdu ne de PKK kurulup varlığını sürdürürdü. Baskı ve şiddet, kitleleri bir araya getirdiği gibi, her toplum da ihtiyaç duyduğu lideri yaratır. Bu nedenle düşmanlık sendromuyla, bölünme paranoyaları çok şey kaybettiriyor. Salt Türkiye’deki Kürt nüfusu Avrupa’nın birçok ülkesinin nüfusunun iki katıyken, Kürtlerin en doğal hakkı değil mi özgür bir yayıncılık ve anadilleriyle eğitim! Roj Tv tüm engellere rağmen izleniyor, bu yasaklar gülünesi yasaklar artık. Dikkat edilirse Türkiyeli aydın ve siyasetçiler de Roj Tv’ye konuk oluyor. 12 Eylül darbecilerinin yaptığı tek tipleştirmenin kanlı örtülü anayasası değişmedikçe, her şey suç unsuru olarak görülecektir. Roj Tv Diyarbakır’dan neden yayın yapmasın? Neden genel bir af düşünülmesin? Ve neden Dağdaki gençlerimiz onurlu bir şekilde sosyal yaşama karışmasın? Gelinen bu aşamada toplumun istekleri gözönüne alınmalıdır, çok kimlikli, çok kültürlü gerçek bir anayasal zemin yaratılmadıkça ne Türkler ne Kürtler ne de diğer azınlıkların mutluluğu söz konusu olabilir... Her türlü gelişim birbirine bağlı, bunun kökü de gerçekten güçlü ve şeffaf bir demokratik yapılanmadadır; bu yapılanma Kürt sorununun, gerçekçi, adilane çözümüyle, yani sorunun muhataplarının kabulüyle mümkündür.

Bursaspor’un Diyarbakır’da yaşadığı durumlar kaygı verici...

“Kentler de düşler gibi, bir arzuyu ya da arzunun tersi, bir korkuyu gizleyen resimli birer bilmecedir” diyor Görünmez Kentler’e yolculuk yapan Calvino. Kentlerin korku yüklü olması ya da kentlere kara çalma, potansiyel suçlu olarak görme eğilimini yaratanlar ve bunda direnenler değil mi asıl suçlular? Geçmişi bilmeden, sorgulamadan, yüzleşmeden geleceği anlamak ve yeniliklerin oluşmasına sağlıklı bir zemin hazırlamak zordur. Geçmişin her türlü kalıntılarında bir aidiyet, bir sadakat duygusu yeşerir; bu toplumsal yapımızın, bilincimizin rengine ve sesine verdiği biçimdir elbette. Kentlerin özgürlüğü ile içinde yaşayanların özgürlüğü de birbirinden soyutlanamaz. Kentler de ağlar, sevdalanır, öfkelenir, başkaldırır, hastalanır. Ve herkesin kenti kendi içinde yeşerir...

Türkiye demokrasi sancılarını yaşarken, yüzyıllık savaşlarını tamamlayan Avrupa, haliyle demokrasi hamisi kesilirken, öte yandan evrensel hukuka aykırı

davranan Belçika’nın baskını, dünya siyasetinin ortak kararıdır. Acaba Avrupa Birliği, gerçekten Kürtleriyle barışık, savaşsız bir Türkiye ve Ortadoğu istiyor mu? Ortadoğu’ya ve Türkiye’ye gönderilen silahlar nereden geliyor? Dik duruşlu, kişilikli ve kendi kararlarını veren güçlü bireyler, nasıl sevilmiyor ve dışlanıyorsa, kişilikli, güçlü, kendi kararlarını veren ülkeler de sevilmediği gibi, her türlü karmaşaya sürüklenmek istenir. Zayıf ve kararsız olanlar, kavgadan ve savaştan önünü göremeyenler, yönetilir, evrilir çevrilir, müdahalelere maruz kalırlar... Kendi sorunlarını çözmede kararlı iç dinamiklerini kullanan bir ülke güçlenir, gücüne güç katar. Artık “Dış mihraklar” ninnisine tutunan mirasyediler, gelinen bu aşamadan sonra “Biz” bilincini öğrenecekler. Sonuna kadar karanlık olmadığı gibi, sonuna kadar savaş da yoktur. Her şey doğar, büyür, gelişir, çatışır, ayrışır ve kendi gerçeğini oluşturur önünde sonunda.

ssamanci@superonline.com

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Ahmet Altan Ahmet Altan
Acayip memleket
YazıYorum-Ferat YazıYorum-Ferat
Açılım bombaya dönüşürse
Etyen Mahçupyan Etyen Mahçupyan
Travma bizimdir, bizim kalacak...
Rasim Ozan Rasim Ozan
Parti içi demokrasi safsatası
Suzan Samancı Suzan Samancı
Roj Tv neden Türkiye'den yayın yapmasın
Özgür Amed Özgür Amed
NEDEN İNADINA BARIŞ
Cevat Düşün Cevat Düşün
Türkiye` de Sanik Olmak Bir Kamu Görevidir
Mahmud Hocaoğlu Mahmud Hocaoğlu
Çözüm: Federasyon
Benjamin Benjamin
Spor sadece futbol değildir
Eğitimci Eğitimci
Eğitim Üzerine
Av.Bülent Temel Av.Bülent Temel
301 DEĞİŞMEDİ

SON DAKİKA HABERLERİ

ANKET

Sizce Açılım neyi ifade ediyor?










Tüm Anketler

Ajansdiyarbakir.com © Tüm Hakları Saklıdır. Yazarlar ve editörler yazdıkları haberlerden ve yazılardan sorumludur. Dış yazarlardan gerekli izinler alınmıştır. Haberler kaynak gösterilerek alınabilir.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi