Türkiye'de gazetecilik ve Türkiye'nin medyasında değişim rüzgarları esmeye başladı. Elbette geçmiş yıllarda bu değişim için katkısı olanlar var. Ama son zamanlarda Taraf gazetesinin gösterdiği çabayı da es geçmemek gerekiyor.
Unutulmuş bir kavramdı gazetecilik. Daha doğrusu unutulan araştırmacı gazetecilikti. Bu halk televole ve magazin zihniyetiyle uyutulurken, yıllarca gazeteciliği de ne olduğu belirsiz sözüm ona ünlü insanların peşinde koşan ve cümle bile kuramayan zavallıları muhabir ve kameramanlar olarak algıladığı (gerçek muhabir ve kameraman arkadaşlar alınmasın) gazetecilik deyimine şimdi yeni bir nefes veren Taraf, adından da anlaşılacağı gibi kokuşmuş medya düzenine karşı taraf oldu.
Bir gazetede arka sayfa güzeli olmadan, yine magazin dünyasının reytinglerini arttırma peşinde olan bulmacaları sunmadan, Aşk doktoru, Güzün abla, Dede Efendi, Haydar baba, Hoca efendi, Aşçı başı gibi yapay ve anlamsız bilgileri millete aşılamak zorunda kalmadan sadece habercilik ve bilgilendirme amacı taşıyarak çok ciddi bir okur kitlesine ulaşan bir gazetecilik örneğidir Taraf.
Türkiye'nin gerçeklerini göz ardı etmemek gerekir. Etnik kimlikleri düşünerek, din ve dil farklılıklarını hesaba katarak yapmak gerekir bu işi. Bazı gazetelerin utanmadan 'Türkiye Türklerindir' ibaresini gazetelerinin logosuna yerleştirecek kadar utanmaz olduğunu ve bu gazeteye de Hürriyet gibi bir ismin verilmesi elbette gazetecilik alanında bir utanç tablosudur. Bu tutum etnik ayrımcılığın ve milliyetçiliğin en belirgin göstergesidir. İşte bu tür zihniyetlere karşı olan bir Taraf var artık. Gazetecilik mesleğinin devşirilmiş ve çirkefleştirilmiş yüzüne bir sille gibi duran Taraf, kartelleşmiş ve kokuşmuş medyaya da değişim için ön ayak oldu.
Ne yazık ki halen Türkiye’de saçma sapan programlar ile insanlar uyutulmakta televizyon ekranlarında. Ama değişime ayak uyduran ve gazetecilik mantığıyla medyada yer alan programlar da çoğalmaya başladı. Taraf öncesinde televizyon programlarında yapılan tek şey vardı siyaset programlarında. İki karşıt görüşün bir araya getirilmesi ve konuk üstünlüğüne bağlı bir şekilde ezilmek istenen tarafın ezilmesi, fikirlerinin aşağılanması çabası vardı bu tarz programlarda. Ancak değişim bu tür programlara da yansıdı. Ve artık gerçek soruyu sormak, gerçek sorunu tartışmak için yapılmaya başlandı televizyon programları. Aydınlık bir Türkiye için elbette bu sevindirici bir gelişme. Kiralık seyirciler, kiralık konuklar, kiralık sunucular hatta kiralık izleyicilerin olduğu bir Türkiye’de bu köklü değişim olması elbette ki çok zaman alacaktır. Ama biz inanıyoruz ve inanmak istiyoruz buna. Değişim başladı ve bu değişim gerçek demokrasi, gerçek kardeşlik ve gerçek özgürlük oluşuncaya kadar sürmeli, sürdürülmelidir. Daha iyi bir Türkiye için el ele vermek gerekir. Ve bunu başarmanın en hızlı yolu basın yolu ile olacaktır…